28 Aralık 2007 Cuma
20 Aralık 2007 Perşembe
13 Aralık 2007 Perşembe
Birkaç bölümlük hikaye - Sarı Başparmak Kulübü - 2
- Herkese merhaba...
Yuh... Sesim çıkmadı ulan.
- Merhaba. hoşgeldin...ıhı...hoşgeldin...
- Hoşbuldum, müsait mi burası?
- Ne demek, geç otur lütfen, biz de başlamak üzereydik...
- Neye başlamak üzereydiniz afedersin?
- Senaryo yazacağız birlikte. Tek başımıza hiçbirimiz tamamlayamıyoruz. Oturup geyik yaparken daha iyi çıkıyor bazı şeyler. Biz konuşurken üreten insanlarız.
O kadar çok düşündüm ki yanımda bir kayıt cihazıyla dolaşmayı, ağzımdan çıkan birşeyi beğenirsem unutmadan kaydedeyim diye. Lisede Yıldırım vardı "Muhaha aaabi yazacam ben bunu bir yere dur konuşmaaa". Olay budur, doğru yerdeyim. Başparmağı...
Yuh... Sesim çıkmadı ulan.
- Merhaba. hoşgeldin...ıhı...hoşgeldin...
- Hoşbuldum, müsait mi burası?
- Ne demek, geç otur lütfen, biz de başlamak üzereydik...
- Neye başlamak üzereydiniz afedersin?
- Senaryo yazacağız birlikte. Tek başımıza hiçbirimiz tamamlayamıyoruz. Oturup geyik yaparken daha iyi çıkıyor bazı şeyler. Biz konuşurken üreten insanlarız.
O kadar çok düşündüm ki yanımda bir kayıt cihazıyla dolaşmayı, ağzımdan çıkan birşeyi beğenirsem unutmadan kaydedeyim diye. Lisede Yıldırım vardı "Muhaha aaabi yazacam ben bunu bir yere dur konuşmaaa". Olay budur, doğru yerdeyim. Başparmağı...
-Boşuna parmağıma bakmaya çalışma. İçeri bir kere girdikten sonra önemi yok renginin. Anlamı çıkarmak önemli olan. Sarı bir başparmak sana birşey ifade ediyorsa tamam. Burada kimse bakmaz birbirinin ellerine. Sormaz ya da nasıl sararttığını...
11 Aralık 2007 Salı
Birkaç bölümlük hikaye - Sarı Başparmak Kulübü - 1
- İyi günler, üyelik başvurusu için eee....
- Gerekli evrakları tamamladınız mı?
- Evrak???
- Şaka yapıyorum, yok kulübümüzde evrak, aidat, fotoğraf falan detayları. Sadece adınızı vermeniz ve başparmağınızı göstermeniz yeterli...
- Ha tabii, buyrun... Adım da Abdullah'tır...
- Aynı Mandrake'nin yardımcısı gibi söylediniz. Kulübümüzün tam size göre olduğu hissine kapıldım birden.
- Ben de öyle hissediyorum nedense, parmak hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Güzel, gayet iyi sararmış, tırnak yeterince uzun, içinin de daha sarı olması tatmin edici.
- İtiraf etmeliyim, başvuruya geleceğim için biraz abartmış olabilirim. Normalde bu kadar sarı değilmiş gibi geliyor. Ya da ilanınızı görünce dikkatimi çekti sararmış baş parmağım, bilemiyorum.
- Birçoğumuz yaşadık aynı hisleri merak etmeyin... Yoluna giriyor zamanla, özel birşey yapanımız yok artık...
- İçerisi kalabalık mı bu saatte, nihayetinde iş günü?
- Günün ve gecenin her saatinde insan bulunur burada. Üyelerimiz genelde çok uyumaz, önemli bir kısmının da sabit işi yoktur. Dilerseniz içeri geçin...
- Teşekkür ederim...
Arkası yarın... mı? bir ara...
- Gerekli evrakları tamamladınız mı?
- Evrak???
- Şaka yapıyorum, yok kulübümüzde evrak, aidat, fotoğraf falan detayları. Sadece adınızı vermeniz ve başparmağınızı göstermeniz yeterli...
- Ha tabii, buyrun... Adım da Abdullah'tır...
- Aynı Mandrake'nin yardımcısı gibi söylediniz. Kulübümüzün tam size göre olduğu hissine kapıldım birden.
- Ben de öyle hissediyorum nedense, parmak hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Güzel, gayet iyi sararmış, tırnak yeterince uzun, içinin de daha sarı olması tatmin edici.
- İtiraf etmeliyim, başvuruya geleceğim için biraz abartmış olabilirim. Normalde bu kadar sarı değilmiş gibi geliyor. Ya da ilanınızı görünce dikkatimi çekti sararmış baş parmağım, bilemiyorum.
- Birçoğumuz yaşadık aynı hisleri merak etmeyin... Yoluna giriyor zamanla, özel birşey yapanımız yok artık...
- İçerisi kalabalık mı bu saatte, nihayetinde iş günü?
- Günün ve gecenin her saatinde insan bulunur burada. Üyelerimiz genelde çok uyumaz, önemli bir kısmının da sabit işi yoktur. Dilerseniz içeri geçin...
- Teşekkür ederim...
Arkası yarın... mı? bir ara...
Gelecek...
- Çişimi yapmak istiyorum...
- Lütfen IP numaranızı giriniz.
.....
- Yoruldum...
- Mesainizin bitmesine 2367 mouse klik kaldı
.....
- Acıktım...
- Midenizdeki protein kapsülü aktive edildi.
.....
- Susadım...
- Bu yıl için 124ml su hakkınız var. Lütfen miktarı söyleyin.
.....
- Seni seviyorum...
- Ben de seni, ne zaman tanışacağız?
- Lütfen IP numaranızı giriniz.
.....
- Yoruldum...
- Mesainizin bitmesine 2367 mouse klik kaldı
.....
- Acıktım...
- Midenizdeki protein kapsülü aktive edildi.
.....
- Susadım...
- Bu yıl için 124ml su hakkınız var. Lütfen miktarı söyleyin.
.....
- Seni seviyorum...
- Ben de seni, ne zaman tanışacağız?
9 Aralık 2007 Pazar
REPO!!! The Genetic Opera... Şiddetle Beklenesi...
Darren Smith ve Terrance Zdunich'in envai çeşit performansı hasta ruhlarıyla harmanladıkları çalışma. Kadro da enteresan...
Ayrıntılı bilgi için www.repoopera.com
8 Aralık 2007 Cumartesi
Nefret ettiğim cihazlar 2 - O.Ç. Bakkal Makinesi
25 kuruş bozuğun eksik çıksa canın sağolsun demez. Tam birşey alırken gözüne başkası takılsa, fikir değiştirmek istesen izin vermez. Günaydın desen tınmaz, bir güleryüz göstermez. Onum bayat, bunum yeni geldi, bak şu yeni çıktı seveni çok diye yol göstermez. Bir paket bisküvi için para vermen yetmez, bir de önünde domalmak zorundasın. İsimlere önem vermez, sadece numaraları takar. Para üstünü asla kağıt vermez, şıngır şıngır bozuklukla doldurur cebini. Ne siftah adeti vardır, ne at yarışı seyreder, ne radyodan ajansı dinler. Ne kiralık daire için ilan kabul eder, ne matematik dersi veren öğrenci için. Yukardan sepet sarkıtsan oralı olmaz. Sen yokken eve gelecek arkadaşın için anahtar emanet edemezsin. Senden önce alışveriş yapan güzel kızın adını söylemez, ne tarafta oturduğunu babasının ne iş yaptığını bilmez. Kola kapaklarını götürsen o kampanya bitti diye yalan bile söyleyemez. Mal gibi ileriye bakar sadece seni bile görmez.Bu cihazdan nefret ediyorum...
Duymak-görmek
İki gün üstüste yaşadığım iki farklı deneyim. İnsani iletişimin maddesel temele oturduğu zaman nasıl farklı boyutlara taşınabildiğini bir derste anlatsalar son iki günüm konuya noktayı koyar.
İnsan kendini insanda tanır (Saygı ve sevgiler E.M.Y.). Bir insan ki görmemeye değil sesini duyamamaya katlanamam sanıyordum. Sonrasında sesini aramaktan vazgeçtim. Neden sonra duymamak daha cazip geldi sanki. Sonra... gördüm.
İnsan insanı kendinde tanır... Bir insan ki, daha önce hiç görmedim, sadece sıkça sesini duydum, o sese ve kendi betimlemelerine göre kafamda bir tip yarattım ve o tiple arkadaş oldum. Sadece dinledim ve kendime kattım sanki. Sonra... gördüm.
Gördüğümde kızgındım, kırgındım.
Gördüğümde tahminlerim vardı.
Ne kızgın kalmayı becerebildim, ne canımın acısını hissedebildim.
Bir tahmin bile tutturamadım.
Bir insanı görmek size kendinizi iyi hissettiriyorsa ve sadece onu görmüş olmaksa iyi hissetmenizin sebebi, bunu değiştirmeniz çok zor.
Bir sesle ilgili sınırsız tahminde bulunun. Maria Callas'ı, Dave Mustaine'i, Hıncal Uluç'u hiç görmemiş olduğunuzu hayal etmeye çalışın ve seslerine uygun yeni birer tip çizmeyi deneyin. Bunu başarmak çok zor.
Gördükten sonra tekrar duydum sesini. Zaten taze görmüştüm. Ses de iyi geldi.
Gördükten sonra tekrar dinledim. Artık daha iyi anlıyordum, daha çok keyif alıyordum.
Unutmak istiyorum e-maili, sms'i. Bana yazılan mektup on gün sonra ulaşsın ama elimle tutabileceğim birşey olsun, bir diyeceği olan üşenmeyip karşıma çıksın, elini kolunu sallayarak anlatsın derdini, muhabbet etmek isteyen online olmasın, kapatıp bilgisayarı Nevizade'ye aksın. Portishead 192 kbps değil, patlak hoparlör mono olsun ama 5 metre ilerimde söylesin.
Mesafeler kısaldıkça mesafelerimiz uzuyor.
Kahramanlar : bir eski "sevgili adayı", bir radyo dj'i.
İnsan kendini insanda tanır (Saygı ve sevgiler E.M.Y.). Bir insan ki görmemeye değil sesini duyamamaya katlanamam sanıyordum. Sonrasında sesini aramaktan vazgeçtim. Neden sonra duymamak daha cazip geldi sanki. Sonra... gördüm.
İnsan insanı kendinde tanır... Bir insan ki, daha önce hiç görmedim, sadece sıkça sesini duydum, o sese ve kendi betimlemelerine göre kafamda bir tip yarattım ve o tiple arkadaş oldum. Sadece dinledim ve kendime kattım sanki. Sonra... gördüm.
Gördüğümde kızgındım, kırgındım.
Gördüğümde tahminlerim vardı.
Ne kızgın kalmayı becerebildim, ne canımın acısını hissedebildim.
Bir tahmin bile tutturamadım.
Bir insanı görmek size kendinizi iyi hissettiriyorsa ve sadece onu görmüş olmaksa iyi hissetmenizin sebebi, bunu değiştirmeniz çok zor.
Bir sesle ilgili sınırsız tahminde bulunun. Maria Callas'ı, Dave Mustaine'i, Hıncal Uluç'u hiç görmemiş olduğunuzu hayal etmeye çalışın ve seslerine uygun yeni birer tip çizmeyi deneyin. Bunu başarmak çok zor.
Gördükten sonra tekrar duydum sesini. Zaten taze görmüştüm. Ses de iyi geldi.
Gördükten sonra tekrar dinledim. Artık daha iyi anlıyordum, daha çok keyif alıyordum.
Unutmak istiyorum e-maili, sms'i. Bana yazılan mektup on gün sonra ulaşsın ama elimle tutabileceğim birşey olsun, bir diyeceği olan üşenmeyip karşıma çıksın, elini kolunu sallayarak anlatsın derdini, muhabbet etmek isteyen online olmasın, kapatıp bilgisayarı Nevizade'ye aksın. Portishead 192 kbps değil, patlak hoparlör mono olsun ama 5 metre ilerimde söylesin.
Mesafeler kısaldıkça mesafelerimiz uzuyor.
Kahramanlar : bir eski "sevgili adayı", bir radyo dj'i.
7 Aralık 2007 Cuma
Fransız Koparığı
Ezgi: Programın adını söylerken dolaşan dilini koparırım...
Mesut: Olur, kopar valla...
Alt komşu: Şiyovtaaaym!!!
Mesut: Olur, kopar valla...
Alt komşu: Şiyovtaaaym!!!
4 Aralık 2007 Salı
Nefret ettiğim cihazlar 1 - Psikanaliz Makinesi

Bu nasıl bir cihazdır yahu... Zaten var olmakla ilgili sorunum var. Bir de önüne geçip el kol sallamak zorunda kalıyorum. Bir önümdeki tek harekette çalıştırdı cihazı. Buram buram kendine güvenle asıldı çıkan kağıda, cetvelle böyle kesemezsin. Sıra bana gelince aletin de paydos saati geldi sanki. Sağa doğru, sola doğru, daha yakından, açıyı değiştir, kağıt kendini gösterene kadar zaten özgüvenimi sıfırladım. Sonrası daha beter. Islak elle çok sıkı tutmuşum önce, tuttuğum kadarı elimde kaldı. Kendimi toparlayıp, sanki çok rahat bir hareketmiş gibi yırtma yönünde zorladım, koparamadım, mekanizmayı hareket ettirdim onun yerine, biraz daha uzadı çıkmış olan havlu. Arkamdakilerin güzelim hijyenik aleti bozacağımı ima eden bakışlarını hiçe sayıp son bir denemeye giriştim. Tırtıklı kopartıcı kenarı nasıl hiçe saydım ve nasıl elimde bir paçavrayla kala kaldım orasını bilmiyorum. Yeter artık, arkamdaki düzeltsin sarkan parça pinçik havlu müsveddesini...
Ben gidiyorum... Bu cihazdan nefret ediyorum...
Anatomi
İnsan vücudundaki bütün kaslar aynı yönde çalışabilse, kaldırabileceğimiz ağırlık : 5 ton
Taşımaktan yorulduğum ağırlık: 21 gram
Taşımaktan yorulduğum ağırlık: 21 gram
İzafiyet...
Adımları atan olmasanızda, gidene arkanızı dönerseniz, ikiniz de uzaklaşan olursunuz.
Albert Einstein...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
