Soru: Hangi göze gözlük takılmaz.
Cevap: Çekmece gözüne... Ha ha ha(kesik kesik) Format bu...Bir radyo programı söz konusu olan. Çok radyo dinliyorum bu aralar, güzel geliyor, eskiye dönüş gibi birşey.
Soru: Takvim yaprakları neden hüzünlüdür?
Cevap: Milyon tane çıkar, hepsi de üç aşağı beş yukarı aynı anlama gelir. Ama bu soru insanda komik veya zeki bir cevap verme isteği uyandırmıyor. Basit gözlük sorusundaki gibi hin şeyler düşünmeye yönlendirmiyor. Çünkü içinde hüzün geçiyor...
Hüzün (isim, Arapça): Gönül üzgünlüğü, gam, keder, sıkıntı.
"Bereket versin bu hüzün uzun sürmez, çabuk dağılır ve kızcağız bir müddet sonra o daimi mağrur halini alıverirdi"- H.Taner. (Güncel Türkçe Sözlük, TDK)
Hüzün... İfade ettiği şeye uygun bir tını mı yaratmak istemişler, yoksa anlamı yüzünden tınısına inemiyor muyuz bilmiyorum. Ama sözcüğü geçtim, ses olarak çok güzel, hiç bilmediğim bir dile de ait olsa üzerimde yaratacağı etki aynıymış gibi geliyor...
Hüzün... Kutsal bir ruh hali, hüzünlenmek de güzel, hüzünlü birini seyretmek de... Sadistçe birşey değil bu, hüzünlü insan en insan ve en kendi haliyle orada duruyor karşınızda. Üzgün gibi birşey değil, teselli etmeniz gerekmiyor, hüznünü yaşamalı o, siz de ortak olmalısınız belki. Ama çaktırmadan, hüzün yalnız çünkü...
Hüzünlü kızlar çekici geliyor bu yüzden. Trajedi yerine hüzün duygusunu veren filmler iz bırakıyor, hüzünlü şarkılar sigara yaktırıyor, hüznü yazabilenler okutuyor, hüzünlü gözler içine düşürüyor, hüzünlü sesler içimizi titretiyor. Hüzün hafife alınmıyor, görmezden gelinmiyor, saygısızlıkla karşılaşmıyor. Öyle bir elektrik yayıyor ki, en duyarsız insanlar bile karşısında duruşlarını gözden geçiriyor.
Hüzün çekirdek ruh hallerinden hiç birine benzemiyor, bütün canlılar korkuyor, acıkıyor, azıyor, öfkeleniyor hatta üzülüyor ama hüzünlenmiyor...
Ama bu hüznü, toplumsal duyguların içine de itemiyor. Utanç gibi, gurur gibi öğretilen duygulardan da değil. Tamamen özümüze ve tamamen bize ait.
Hüznün keyfini çıkarın...
How many loved your moments of glad grace,
And loved your beauty with love false or true,
But one man loved the pilgrim soul in you,
And loved the sorrows of your changing face
W.B. Yeats
Kim bilir kaç kişi senin zarif hallerini sevdi
Kaç kişi güzelliğini sevdi
Belki gerçek aşkla; belki değil
Ama bir tek kişi seni sevdi.
Bir tek kişi değişen yüzündeki hüznü sevdi.
14 Ocak 2008 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder