21 Nisan 2008 Pazartesi

Mayıs Ayı

Aşağıdaki süper çalışma kargamecmua mayıs sayısındaki bir yazı için bir arkadaş tarafından çizildi. Bir kez de buradan teşekkür... Yazı için dergiyi beklemek lazım...

Bu arada kargamecmua nisan sayısı da çoktaan çıktı. Bende fazla bir numara yok ama dergi süper olmuş. Dosya konusu ayrı bir bölümde toplanmış kısa kısa yazılardan oluşuyor. Her biri diğerinden leziz.Facebook'ta kargamecmua grubunun tahtasında derginin nerelerde bulunabileceği liste şeklinde var.

10 Nisan 2008 Perşembe

Lost in Transmisson

kargamecmua Nisan sayısında yayınlanan yazının tam sürümüdür.

Bende var! Bir download bağımlısını bu cümleyi kurmaktan aldığı hazzı saklayamamasından tanıyabilirsiniz. Kesin emin olmak isterseniz, hemen ardından yönelteceğiniz yorum sorusu size yardımcı olacaktır. Görelim;

- Death Proof’un DVD’si çıkmış…
- Bende var!
- Müzikler yine süper olmuş değil mi? Quentin işte yaa… Down in Mexico nasıl?
- Eee… İndirdim ama daha seyretmedim.

Kolay elde etmenin büyüsüne kapılmaktır download bağımlılığı. Bu illete yakalananlar, işlerine yarasın yaramasın bütün “warez”leri, sadece bir şarkısını dinledikleri grubun 30 yıllık diskografisini, asla seyretmeyecekleri eski siyah beyaz filmleri, sadece nette var diye, düşünmeden indirirler. Bilgisayarlarında her türlü download hızlandırıcı, p2p yazılımı, “sık kullanılanlar”ında bütün kayda değer download forumlarının linkleri bulunur. Rar, zip, tar.gz, sit, avi, pdf gibi bütün dosya uzantılarını ve ilişkili codeclerle yazılımların hepsini ezbere bilirler. Üç aylık Premium Rapidshare hesaplarını iki haftada bir yenilemek zorunda kalırlar. Rapget listelerinde altı ay kesintisiz indirseler bitiremeyecekleri kadar dosya olsa bile, gece geç saatlere kadar yenilerini eklemek için uğraşıp dururlar.

Bağımlılığın ilerlemiş halinde inen dosyaların gözle takibi önem kazanır. DB farklı download pencerelerinde dosyaların byte byte sabit diskine kavuşmasıyla yaşadığı hazzı, “download completed” mesajının ekranda belirmesiyle doruğa çıkarır. Bu orgazmik periyot hassas bir denge gerektirir. Yavaş değişen yüzdeler veya uzun aralıklarla tamamlanan dosyalar yaşanan tatmini azaltacağından, çoğu download bağımlısı aynı anda üçten fazla dosya indirmez. Ancak bir seferde tek dosya indireni hiç görülmemiştir.

DB’lerin arşivcilik yetenekleri gelişmemiştir. İndirdikleri divx’leri yönetmene, mp3’leri müzik türüne, yazılımları kullanım alanına göre sınıflandırıp DVD’ye çekmek gibi bir niyetleri hep vardır ama hayata geçiremezler. Bunun yerine sabit diskleri iyice şiştiğinde, indirdiklerine bir göz atıp, çok da fazla irdelemeden bir kısmını siliverme yöntemini kullanırlar. Hatta 40 saniyelik bir mastürbasyon seansından sonra (ki tüm bir Vivid arşivinin bir seferde en fazla bu kadarını seyretmişlerdir) yaşanan klasik depresif pişmanlık anında 60 gigabyte’lık XXX klasörünü shift+delete ile silip, bir 40 sn daha sonra hormonal denge yerine geldiğinde kendi yaptığına inanamayarak ekran karşısında acıyla haykırmak gibi bazı DB’lerin deneyimlediği bir tür kısa devrenin de varlığından söz edilmektedir.

DB’ler bilgisayarlarını yatak odalarına alırlar veya bilgisayarın olduğu odada yatarlar. Uykuya dalma anlarında göz ucuyla modem sinyallerini kontrol ediyor pozisyonda oldukları için genelde boyun ve sırt ağrılarından şikâyetçidirler. İçinde en az üç tane fanın döndüğü sesli bir meretle bu kadar yakın olmak uykularını kısa ve sıkıntılı hale getirir. Dip gürültüsü yüzünden gördükleri rüyalarda ya karanlık bir tepede rüzgârın uğultusundan kendi çığlıklarını duyamazlar ya da dev bir elektrikli süpürgeden kaçarlar. Rüyalarında gözü rahatsız edecek kadar parlak bir ışık da varsa, bu monitörü de açık bıraktıklarını gösterir.

24 saat çalışan PC’nin yarattığı gerilimden DB’nin beslediği evcil hayvan da nasibini alır. Konuk olarak gittiğiniz evde, ilerlemiş yaşına rağmen bilinçsizce sağa sola koşturan, kabloları kemiren, modemin yanıp sönen ışıklarını pençeleyen bir kedi varsa, bilin ki ev sahibi bir DB’dir. Bazı DB’ler konudan o kadar muzdariptir ki, kablolara limon sürmek, modemin üzerine havlu koymak gibi taktikler geliştirmek zorunda kalmışlardır.

Başta da söylediğimiz gibi, download bağımlılığı son yıllarda hazmedilemeyecek hızda gelişen iletişim teknolojisinin, buna bağlı “her şeye” ulaşma yeteneğindeki sınırsızlığın, ele geçirmeyi, sahip olmayı hedef gösterip, sonrasına karışmayan fast food kültürünün ürünü bir hastalıktır. Genel anlamda internete yönelik bağımlılıklar “internetten alışveriş”, “chat”, “multiplayer oyunları” gibi başlıklar altında toplanabilir ve bu koşulların içine doğan kuşağı bir şekilde avucuna almıştır. Ne var ki, en kronik download bağımlıları bu yeni kuşaktan değil, zamanında radyo başında bir eli “rec” tuşuna basmaya hazır, kaset yapmaya uğraşan, ilk ergenlik heyecanlarını Fırt Dergisinin iç kapağını görünce yaşayan, yazlık sinemaların tahta sandalyelerinde iki hafta boyunca her gece Ghostbusters seyredip aynı keyfi alan bir önceki kuşaktan çıkar.
Bu bağımlılığın tedavisinin pek mümkün olduğu söylenemez. Ancak hastaya konu hakkında bir yazı yazdırıp, hayatını nasıl harcadığı gerçeğiyle yüzleşmesini sağlamak hastalık seyrini kısa süre için de olsa hafifletebilir.

6 Nisan 2008 Pazar

Alan Parson's Project Live


Geldiler... Oturarak seyrettik...